16 Mayıs 2018

Wubba lubba dub dub!!!


Zuhal Olcay olucaktım oldurmadılar/Zuhal Olcay çay-sigara yapıyor fotoğrafımı koyuyorum çünkü 4 kilo aldım, aldığım tepkiler ''YA SENİN YÜZÜNE NOLMUŞ'' tadında, moralim bozuluyor. Haftaiçi çalışıyorum haftasonu Ege sahilini geziyoruz, pilatese verecek ne zamanım var ne de hevesim var, gerçek bir tosun gibi 58 kilo 666 santim basenlerle sahilde şortla geziyorum. Utanmıyorum da.

Günlük tutmadığım bu süreçte mükemmel şeyler oldu, kendim hakkında işim hakkında insanlar hakkında mükemmel şeyler öğrendim, İzmir'e zaten geldiğim ilk gün Burak sayesinde alışmıştım, o yüzden şimdi hissettiğim şey alışmak değil de mutlanmak gibi bir şey. Bu akşam mesai sonrasında Alsancak kordoning yapacak olmama niyeyse hala seviniyorum. Bu ''mutlanma haline'' alışamadım sanırım. Şu an Ege Üniversitesi kapısından her girdiğimde zamanında okulu bırakıp tekrar sınava girdiğim için, Bursa'da çürüyen mutsuz bir mimarlık öğrencisi olarak kalmadığım için mutlanıyorum, yüksek lisansta diğer insanlara angarya gelen herşey benim midemde kelebekleri çırpıştırıyor. CANIM VİTİS VİNİFERAM CANIM EGE'M BENİM. Canım İzmirime saygımla geldim.

Bugün İrem'le tanışmamızın yıldönümü. Eski çalıştığım yerde 5 gün çalışan insanın teki beni Facebook'ta kıstırdı, İzmir'e taşınmamdan bahsederken Twitter'dan gördüm OO KİRA 1200 MÜ İYİYMİŞ EV ARKADAŞIN VAR PAYLAŞIYORSUNDUR falan dedi. Her platformdan stalklayıp kamuoyunu yanıltmak yerine keşke bana sorsanız, İrem ev arkadaşım değil, kardeşim. Arkadaşım. Dostum. Bir gün kar yağacaksa o karın yağacağı dağ. Ve bugün bu dağ ile yıldönümümüz.. Her söylediğimi niyeyse ciddiye alıp kanun hükmünde kararname gibi belledikleri için belirtmem lazım bir de, Twitter'da taşak muhabbeti yapıyorum. İstanbul'dayken 5 gün staj yaptığı yerde tanışıp 5 defa takılmadığı kızın gelmişini geçmişini ezberleyen kardeşime de sesim ulaşıyor ise selam ederim, keşke herkes beni bu kadar önemsese idi. Sevgiler. OLUM İNANMAYIN HER ŞEYE.

Yavuz Nadirgüler askere gitti dönecek, henüz yanına hiç gidemedim, Nisan ayının her haftasonu nöbeti vardı. Nasıl bir nöbet sistemiyse artık bir tek ona her haftasonu yazıldı.. Bu haftasonu da yanına gidemiyorum çünkü değerli bir misafirimiz var İrem ile.. Eğer Çanakkale'ye gidersem bu defa aylar sonra değil bir ay sonra size Çanakkale Shshshoooow yapıyor olacacağım. Best Regards, G.


29 Kasım 2017

Swift Swift



Aslında bize kimsenin dekont göstermesine gerek yoktu, rüşvet verildiğini, havuzlar kurulduğunu, Sıtkı Bey'in istenen parayı çıkması gerektiğini, ayakkabı kutularını, para sayma makinelerini ses kayıtlarından öğrenmiştik. Ve bu durum kimseyi etkilememişti, Akp iktidarı bir yargılanma-aklanma yolu olarak seçim-referandum yoluna gitmiş ve yargı düzeninden kaçmıştı. Seçimler ise maalesef aklanma yeri değildir. Hele bizim seçmenlerin yüzde binbeşyüz oy verdikleri insanın öldürülmesine ses çıkarmama gibi bir geçmişi vardır. Twitır'a bir bakın, kelimesi 5 kuruşa imla hatalarıyla anlatım bozukluklarıyla dolu twitler atan akp trolü insancıklar var, çoğunluk Twitır'da da onlar. Sabah metrobüsle işe giderken seni yedirtmeyiz reyiz falan yazıyorlar. Seni de unutup telefonda baloncuk patlamalı oyuna geçebilirler.

Akp darbe girişimi sonrası yargı sistemini de skip attı. Bu sırada cemaatin sadece parasız güçsüz takımı, bylocktaki ''abi sohbete geliyorum müsait misiniz evde ekmek var mı, bisküvi alayım mı'' mesajlarıyla dev boyutta cezalarla hüküm giydiler. Kimin elinde toplandığını önemsemeden enayi gibi cemaate para aktardıkları için, kendi kendilerini kollayıp sürekli torpille kendi salak elemanlarını kayırdıkları için üzülmüyorum ama düşünürseniz ceza-suç orantısız. Bu insanlar sonuçta o zamanki koşullarda AYNI iktidarın övdüğü sevdiği bir oluşumda idiler. İnsanları geriye dönük yargılayabiliyorsak cemaat okulu açılışına katılmış ne kadar siyasi varsa yargılanması gerekir. Neyse aldıkları 7 yıllık hapis cezasına daha fazla dertlenmeyi bırakıyorum haksız kazançlarına sayıyoruz... Akp olayı bu şekilde çözmüştü, aklanmıştı.

Belgeler henüz kürsüden suratımıza sallanmadan önce A haber'in ''Kılışdar ispatlayamadı'' manşeti ve Trt haber'in konuşmayı tam kutuya gidiyoruz noktasında kesmesi bize yine insanların işlerini iyi yapmak istemediğini hatırlattı. Ben ara sıra milyonlarca doların hortlandığına değil, oradaki kocaman insanların kendine saygısı olmadığına üzülüyorum. Düşünsene hayatında 3-5 kitap okumuş gazetecisin habercisin, bir anne doğurmuş seni ve senin iş ahlakın yok. Para için konuşmayı şurda kes şunu söyle şunu yaz deseler yapıyorsun sorgulamadan. Her neyse, Kılışdar bize bir şirketten ve bu şirkete aktarılan milyonlardan bahsetti. 14-25 Aralık 2013 ses kayıtları ve 15 Temmuz 2016 destanı gibi Kılışdar'ın gösterdiği belgeler de Akp iktidarının güzide bir hatıra fotoğrafı olarak tarihte yerini aldı.

4 Ağustos 2017

SANA NE?



Gencecik insanlar sevenlerine sevdiklerine doyamadan bir hafta içinde ölür, Hayrettin Karaman ise 80'inden sonra kanser olup iki aydır hayatta kalmayı başarır. Bence sigara içen içmeyen, örtülü örtüsüz bütün kadınların cebinden bir dal camel fırlayıp yanmalı tam şu anda, dünyanın bu iğrenç düzenine isyan etmek adına. Hayrettin Karaman eski kiracısı beş erkek öğrenci olan ev gibi pis kalmış zihnini tam 2 aydır hayatta tutmayı başarıyor.. Sen olsan haftaya organ yetmezliğinden ölmüştün.


7 Haziran 2017

Korkmuyoruz




Amnesty International Türkiye'nin başkanı, ensar kimdir sorusunun cevabı Avukat Taner Kılıç sabahın 6:30'unda korku operasyonu kapsamında gözaltına alındı, yapılan aramalarda, evinde telefonunda gerçekten sadece eşşeğin siki bulundu. Birşey bulamadıklarında birşey değişmiyor. Hatta hakimler hooooop bir gecede değişiyor, tutukluluk halleri pek değişmiyor.

Tüm tanıdıklarınızı, evinizi eşyalarınızı bırakıp bir bota binip yabancı bir şehirde yeni bir hayat kurmak için karaya çıktıysanız, hatta bu çaresizliği yaşamak için sabırsızlanıp çok şey feda ettiyseniz, karaya ceset olarak vurduğunuzda ailenize cenazeniz bile verilemiyorsa derdinize yanak olacak ensar insanlar varmış. Gözaltında tutuluyorlarmış. Çünkü ''öğrencisinin poposu'' hakkında yorum yapan öğretmenin Ensar vakfında yaz tatili yapıp can yaktığı ülkede gerçek ensarın özgür olması sakıncalıymış.

Mültecilerin hayatı nasıl pamuk ipliğidir. Karaya çıkarsın ailenden koparsın, karaya çıkamazsın hayattan koparsın. Cesedin kıyıya vursa belki tanınmazsın. İnsan hakları savunucusu, ev arkadaşımın meslektaşı ve hocası Taner Kılıç için bu raporu okuyabilirsiniz. Zulmün sona ermesi, herkesin beynine kan gitmesi dileklerimle.









20 Nisan 2017

Boyoz gevrek klorak



Ben 4-5 Ocak'ta İzmirli oldum. Gelir gelmez Bayraklı adliyesi patladı, Fethi Sekin şehit oldu, sonra kar yağdı. ''İzmir'de kış bir ay sürer, kışın gölgede yürürüz, klimayla ısınıyoz o da bir ay'' demelerine rağmen geldiğim aydan itibaren inatçı bronşitle mücadele ettim. Ev soğuktu, kedim bile hapşurmaya başlamıştı ki bahar geldi.

Geldikten sonra 20 gün iş aradım, iğrenç bir eczane buldum ama iş bulmasam kalamayacaktım. İş bulunca dönüp kafesi dahil 7 kilo geldiği için uçakta kucağımda gitmesine izin verilen Kemal'i ve 25 kiloluk bavulumu aldım, 10 kilo ekstra bagajı ödedim ve yeni evime geldim. ÇOK KORKUNÇ İKİ AY GEÇİRDİM. Sonra mesul müdür oldum. Tamam sırasıyla anlatacağım. Sonuçta bir şekilde aşırı şanslıydım bakarsak; sahibinden 3+1 eve 1000 ödüyorum ve ecza deposuna mesul müdür oldum. Bir açıdan da çok şanssızdım; ev arkadaşım olarak geldiğim insanın içinden pasif agresif dev vajina çıktı ve erkek arkadaşımla saçmasapan mutualist bir ilişkileri vardı.. Olaylar şöyle gelişti, anlatayım:

En başından ''evi ben tutuyorum, o misafir'' mi yoksa ''beraber bir hayat mı kuruyoruz'' belirsizdi. Ona göre beraber bir hayat kuruyorduk ama galiba manevi anlamda. Paran var mı kardeş diye ona sormam lazımdı, cebinde 2000 lirayla gelip ailesinden beş kuruş alamayan biri olarak sanki anasıymışım babasıymışım gibi ultra mega duyarlılık kasmak gerekiyordu. Ben duyarlı sorumlu whatsapp grubundan 7 kişiyi organize eden kız değilim, insanları sevmem anlayın artık.1000 lira depozito, 1000 lira ilk kira peşin ödedim ve onun gelmesini bekledim. Birkaç hafta sonra lütfetti, 1600 lira harcayarak eve giriş yaptı o an tamam herhalde kararını verdi ev arkadaşım oldu dedim. Bu süre zarfında ben ailemden destek almadım, posta koymaya başlamışlardı. Toplamda o da 2000 lira harcamış oldu. Durumlar eşit.

Bu sürede korkunçlu bir eczanede kalfadan daha kötü koşullarda çalışıyordum, 9-6 ofis insanı olarak bütün gün ayakta kalmak stres altında çalışmak ölüm gibiydi ilk birkaç hafta, sonra alıştım. Akşam 8.30'da eczaneden nefret etmiş şekilde gelip sızıyordum. Sonra kız tripleri başladı, bir şekilde param yokken ve yorgunken evi YENİ GELİN evine benzetmem gerekiyordu çünkü. Kısacası para harcamam gerekiyordu, birşeyler almam gerekiyordu, gebersem de evle ilgilenmem gerekiyordu. Ölü gelin sendromu olan kızla eve çıkmıştım ve pasif agresif tavırlar başlamıştı. Bir hafta sonra düzeni daha önceden kurulmuş eski arkadaşlarının evine taşındı, herşeyin hazır olduğu. Buraya kadar da herşey normaldi çünkü ona hak vermiştim; onun da parası yoktu sabrı yoktu zamanı yoktu staja gidecekti zaten. Durumlar eşit. Hatta o haklı, beklentileri karşılanmadı.

Bir haftasonu gelip üç beş eşyasını alıp giderken bana 'seni anlıyorum' dedi. Ayrıldınız Burak'la, onu çok özlüyorsun. Ben de İbrahim'le bir gün geçirmek isterdim sadece 24 saat. Birşeye ihtiyacın olursa söyle, Burak okuldan arkadaşım okul dışında da hayatım var, arkadaşınım unutma tamam mı?

Sonra Burak'ın whatsapp'ında efsane konuşmalarını gördüm. Arkadaşım olduğunu iddia eden bu insan, yeni gittiği evindeki tek müsait kızı ayrıldığım insana satıyordu. Burak'a tokatı basıp çıktım, bir daha evinin önüne gidip İN AŞAĞI LAN İN AŞAĞI demedim, eczanede Müslüm Gürses dinleyerek çalıştım, kimsesiz kaldım.

Yalan. Kimsesiz kalamadım aslında, tek başına Alsancak'a yürüyüp haftasonu çalışabileceğim ek iş ararken çok güzel insanlarla tanıştım, barda garson olarak çalıştım, kafede garson olarak çalıştım, kaleye geçsem takımı kuracak kadar insanla tanıştım. Hayatıma devam ettim, günde 6 doz Müslüm Gürses ve Sagopa Kajmer ile. Bazen o kadar yalnızdım ki Sansar Salvo bile dinledim. Almancı rap'e düştüm, çok düştüm.

Senden vazgeçti, sakın unutma.

BU ARADA SAÇLARI SİYAH YAPTIM DEMİŞ MİYDİM?



Instağramda takılıyorum artık, hep stories falan atıyorum, buyrun:  @gszmn







18 Ağustos 2016

Kurtlar Vadisi Sadat



Türkler taşeronu sever. Kendileri bir iş yapmak, herhangi bir kurumun içinde sistem kurmak yerine başkasına yaptırmayı sever, işin kalitesiyle de ilgilenmez pek. Ya tesadüflerle ya da taşıma suyla çalışırlar. Sadat da ''müttefik'' ülkelere ve kendi canım vatanına ait silahlı güçlere eğitim vermek amacıyla kurulmuş bir eğitim taşeronu. En azından sitesinden anlaşılan bu. Sertifika alıp sertifikasını duvara asan amcalar gibi takılan bu grup SAVAŞ olmazsa varlık amacını kaybediyor. Benzer firmalar Amerika'da var dense de, alışveriş merkezi güvenliği elemanı değil Suriye'ye göndermelik insan yetiştirme kapasiteleri olduğundan kesinlikle aynı yapıda değiller. Sadat SAVAŞla beslenen bir taşeron, kimse kimseyle savaşmazsa taşakları yerlere değen yaşlı askerlerin odalara girip toplantılar yapmak ve kendilerini önemli hissetmek için sebepleri kalmaz. Kahveye gitmek zorunda kalırlar. O yüzden techizat, asker, mevzu bahis vatan önemli.

Sadat yukarıdaki kadroya da ''gayri nizami'' eğitim verse, sağdaki botoksluyla soldaki Güloğlu Suriye'ye girer girmez çaaat headshot indirilse ne güzel olur.

1 suçlu 592 yıl ceza



Evinizde de değil, çalıştığınız kurumun size ait odasında muhtelif zamanlarda 10 kedi yavrusuna işkence yapıyorsunuz. Kedi yavrusunun patisini kestikten sonra üstüne sıcak su döktüğünüzü ve bu süre boyunca kedi yavrusunun durmadan ciyakladığını düşünün. Belki pazartesi şansınız yaver gitti, odanın kapısından dışarı saldığınız perişan haldeki kedi sessizce uzaklaştı kimse görmedi. Belki şansınız Perşembe'ye kadar yaver gitti, kedi yavrusu artık başına gelecekleri biliyordu o kadar ciyaklamadı bile. Sonraki hafta, sonraki ay elbette birileri Muharrem Büyüktürk'ün çocuklara herkesten farklı davrandığını farketti. Günah çıkaran ifadelere göre ''o adamda garip birşey olduğunu bilmeyen'' yoktu. An itibariyle de etrafındaki gerizekalıların, onu terkeden eski eşlerin vicdanları bunun muhasebesini yapıyor olmalı. Aslında hepiniz nasıl bir zorbanın karşısında olduğunuzu biliyordunuz ama önemsemediniz. Her çocuğa değil, bir grup çocuğa çok yakındı.

Yakın olduğu çocuklara uzaktan bakma zahmetine katlanan meslektaşları da oldu: aynı tip ailelerden,  sahip çıkılmayan sokağa salınan, ekmek parası kazanma gayretindeki zor durumdaki ailelerin yapmış olmak için yaptıkları ve sonra çocuklarla ne yapacaklarını bilmedikleri için bari dinini kitabını bilsin serseri olmasın diye bir kuruma postaladıkları minnacık çocuklar... Muharrem Büyüktürk meslektaşlarıyla çocukların mahrem noktalarını serbest bir dille konuşan biriydi, ifadelere göre en az 2 kişinin dikkatıni çekmişti. Çocuk dedikleri şey eve para getirene kadar değersizdir -Dede korkut sıtayla- o yüzden çocukla nasıl konuşulur, çocuğun yanında küfredilir mi pek kafa yormaları gerekmiyordu.

Ensar ve İH yurdunu pedofil cennetine çevirmeleri sadece 1 kişinin işine yarıyor olamazdı. Sadece 1 kişinin işine yarasa bile bunu farkeden sadece 1 kişi olamazdı, daha fazla sayıda insan durumun farkındaydı.

592 yıllık cezanın sadece ömrü kadarını çekeceği için Muharrem Büyüktürk sırtına bu insanların suçunu da yüklenip İsa gibi kendini feda etti. Yeter ki kalanların kimliği açığa çıkmasın.

28 Temmuz 2016

Haftaya Ankara'dayım, ya siz?



Bakanlıkta bir eğitime katılacağız, şu an herkesin gtünden korktuğu bir dönemdeyiz o yüzden 3 4 gün sonrasından bile kesin ifadelerle bahsedemiyoruz hooop skimsoniğin başkanı yardımcısı vs değişiyor ancak şimdilik biletler falan alındı, o kesin.

Meşgul olacağız. Arada ufak bir zaman bulursak ve bana bir terfi hediyesi ısmarlamak isterseniz mail atın, konum atın. Mail/konum atamıyorsanız demek kısmet değilmiş. Sevgiler <3

First cut is the deepest one



Baby I will try to love again



28 Haziran 2016

#yastayız

by @ayavuzgirgin

İşlerini düzgün yaptıkları için indirildiler. Sonra türlü çeşitli garip insan çıkıp "amaa o kalfanın onuruyla oynamışlar" şeklinde tayipstyle çirkin/magazinel laf üretti, bir de anılarına saygısızlık yapıldı. 4 eczacı birden mi oynamıştı koduğumun lise terkinin onuruyla? Çekmecesinde silah zulalayıp 4 can alan adamla ilgili ilk akla gelen asla kirli ilişkiler olamazdı. Her an birinin canını alabilme gücüyle yaşayan birini Ankara Tıp Fakültesi barındırmak zorundaydı, tamamen duygusal.

İşini yapmamak için sanki daha çok büyümesi olasıymış gibi bütün gün koca götüyle oturduğu yerden kalkmayan hemşiresi de, işini yapmamak için kırk takla attığı kadar okumayı sökmeye çalışsa kargo elemanı kalmayacak en azından masa başına geçecek kargo elemanı da, silahıyla işe gelen teknisyeni de, e-reçeteyi karısına atan tilki doktoru da, en iyi yaptığı şey mavi renk 3×3 kareli tüvid ceket giymek olan idaresi de aşağıdaki 1 kutunun 1 ampulün peşindeki 4 insanı haketmedi.

İlknur Yüce. Hikmet Türk. Gürsu Ulaşan. Ozler Kiriş.




18 Haziran 2016

İstağram


Dear Colleagues,

Ben @gszmn olarak koltuğumdan kalkmadan bir sürü şeyden şikayet etmeye devam etmekteyim. Halim sorarsanız nicedir, iyi olacağım.

1 Haziran 2016

Hayattaki en değerli şeyler


...den biri bebeğinizdir. Düpedüz yaratırsınız, agu agu agulayan 2 kiloluk şeyi Dickens okuyan, sevinen kederlenen başka insanların derdine kafa yoran kocaman bir insana dönüştürürsünüz.

Birgün dikeceğiz iyi bir duvarın dibine, iyi kurşunların önüne.